19 Ekim 2019 Cumartesi 08:37

ANASAYFA l Yürüyüş yolu bir dile gelse…

12.06.2016 Pazar - 15:10

optimized-ypil

Yürüyüş yolu bizim kentimizin can damarıdır.

İnsanların yoğun iş temposunda ve sonrasında soluk aldığı noktadır. Ama bu nokta bir bitişin değil, sonrasında gelecek başlangıcın noktasıdır.  

Önceki gece yürüyüş için soluğu yürüyüş yolunda aldım. Bir baştan bir başa 3 tur yaptım. Yürüyüş sırasında yüzlerce insanı inceledim.

Kimisi hararetli bir şekilde dünya meselelerine kapılmıştı. Kimisi teravih namazına geç kalmış imam biraz yavaş okusa da duayı bende maratoncu gibi koşmayayım diyordu.

Kimisi parasızlıktan eve giderken eli boş gitmenin ızdırabı ile yürüyüş yolunda adeta ayak sürüyordu.

Kimisi sevdiğine laf geçirememekten yanıyordu.

Kimisi çınarlar ile yanlızlığını paylaşıyordu.

Kimisi sevdiği ile el ele aşkını yaşarken, gözleri yukarıda acaba bir kuş ne zaman üstünü pisletecek korkusu ile geziyordu.

Kimisi köpeğini almış kar kızağını çeken Sibirya kurtları gibi yürüyüş yolunda çekeleniyordu.

İnsanları inceledikten sonra 1890 yılında İzmit Mutassırıfı Selim Sırrı Paşa tarafından ekilen Çınar ağaçlarına doğru başımı göğe kaldırdım.  

Tüm ihtişamı ile sanki gökyüzüne kadar çıkmış dalları ve yaprakları arasında hilal şeklindeki ayı gördüm.

Yer yüzünü bir fener gibi aydınlatıyor ve ışık süzmesi yaprakların arasından yürüyüş yoluna vuruyordu. Herkes ayın ışığından faydalanmak için ona göre rotasını çiziyordu.

Ertesi gün sabah saatlerinde akşam yürüyüş yaptığım yürüyüş yoluna indim. Gündüz gözü ile de insanları inceledim.

Bu seferde sabah saatlerinde insanlar bir koşuşturmaca içersindeydiler.

Gece ayın ışığından faydalanmak için çınarlardan uzaklaşanlar, bu sefer güneşin yakıcılığından kaçmak için çınarlara sığınarak yürüyorlardı.

Ama bu sefer de çınarların yaprakları güneş ışığının yürüyüş yoluna iz düşümüne engel olamıyordu.

Sonra yürüyüş yolu bir dile gelse acaba ne hikayeler çıkar diye düşündüm.

Kimisinin yüzünde endişe.

Kimisinin elinde sarı gül sevdiğinden ayrılmanın sinyalini vermek için adeta koşturuyor. Belki de sarı gül ile kara sevdasını anlatmak ve kara toprakla gülü buluşturmak için koşturuyordu sevdiğine.

Toplum olarak en büyük sıkıntımız ön yargılarımızın olması. Önce bu konuda çuvaldızı kendime batırıyorum.

Kırmızı gül sevda, sarı gül ayrılık, beyaz gül başlangıç. Ne kadar saçma değil mi?

Kimisi lüks içinde yüzerken, kimisi sefaletle boğuşuyor. Lüks içinde yüzenin yüzü gülmez iken, sefalette olan ise Allah’a şükrediyor.

Önemli olan bulunduğunuz ortam ne olursa olsun birbirimizi sevmekten geçiyor.

600 yıllık şanlı tarihimizde bir çağı açıp bir çağı kapatmanın sırrı da esasında bu.

Ben gece de, gündüz de heran yürüyüş yolunda güçsüzden güç almak nedir onu gördüm.

Yürüyüş yolu esasında yaşayan bir müze. Müzelerinde insanların hayatında farkında olmasa da çok önemli yerleri vardır. Birçok başlangıç müzelerde yapılır.

Yürüyüş yolunun ismini de sevda yolu yapalım. Bu isim bile birçok kişinin mutsuzluğunu biran olsun unutturmaya yetecektir. Asırlık çınarları gibi sevdalarınızda asırlarca sürmesi dileğiyle.

Paylaş

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.