23 Ekim 2019 Çarşamba 08:52

ANASAYFA l ŞARLATAN KİMMİŞ

28.10.2016 Cuma - 10:18

 

 

Onlar ümidin düşmanıdır sevgilim

akarsuyun

meyve çağında ağacın

serpilip gelişen hayatın düşmanı.

Bursa’da havlucu Recep’e

Karabük fabrikasında tesviyeci Hasan’a düşman.

Fakir köylü Hatçe kadına

ırgat Süleyman’a düşman

sana düşman, bana düşman

düşünen insana düşman.

Vatan ki bu insanların evidir

sevgilim, onlar vatana düşman.

 

Evet arkadaşlar, çöp fabrikası hakkında bir çok arkadaşımız yazdı çizdi ama ben biraz farklı bir açıdan yaklaşmak istiyorum konuya.

Çöp fabrikası kurulsun, kurulmasın, nerde kurulsun trafik sorunu gibi konular tartışılıyorken aslında çıkarılabilecek tek sonuç var.

Tüm bilimsel veriler şunu gösteriyor;

 Kartepe ve İzmit’te sadece son 7 yılda elde edilen kanser vakası verileri %200 artmış vaziyette.

20.000 kişiye kanser teşhisi konulmuş. Bilim adamlarına ‘şarlatan’ dersen ve de hiçbir şekilde önlemini almazsan doğacak sonuç budur, kimmiş şimdi şarlatan?.

Bu demektir ki bu bölgeler de tamamen kontrolsüz ve denetimsiz bir sanayileşmeden kaynaklanan kirlenme var.

En tehlikeli yer olan Dilovası bile istatistiksel anlamda aynı hızla artmaya devam ederken,  özellikle iki ilçede ki bu anormal artış, bize tehlikenin hangi boyutlara ulaştığı konusunda bir fikir veriyor.

Umuttepe’de kurulacak olan tesisin kente ve kentin doğal yaşamına vereceği zararlarını bilim adamları bir süredir de dile getiriyor zaten.

Havadaki nem oranının ve rüzgarın etkisinin fabrikadan çıkacak olan zehirli dumanla birleştiğinde  canlı hayatına vereceği olumsuz etkilerin hepsini anlatıyorlar.

Tüm bunlarda gösteriyor ki bu tür işletmeler artık bu kente fazla geliyor. Yapılan tahribatı ve kirlenmeyi doğa temizleyemiyor ve kusuyor.

O yüzden yeni tesisler kurulması yerine, var olan tesislerin doğru denetleme ve iyileştirilmesi sağlanarak, vereceği zararları asgariye indirmeye çalışmak gerekir.

Eğer bu iyileştirme çabaları sonuç vermiyorsa da tesislerin kapatılması gerekir.

Yani bu tesisler yüz binlerce insanın sağlığından daha değerli değildir.

Onur Hamzaoğlu’nun çevre konusunda yaptığı çalışmalar aklıma geliyor.  Halkın sağlığını korumaya çalışırken uğradığı çirkin saldırılara, maruz kaldığı hakaretlere ve bilimsel verilerin yalanlama çalışmalarına karşı adı gibi onurlu bir direnişle karşı koydu. Ancak tam o sırada halkını seven kıymetli yöneticilerimiz neredeyse İzmit’in içinde Güney Koreli bir firmaya,  Demir Çelik tesisi kurmasına izin verdi.

Şimdi bakıyorsunuz ve o gün Dilovası ve Kandıra’da yapılan araştırmalarda anne sütünde ve bebeklerin kakasında rastlanan ağır metaller ve eser elementlerin bugünkü kanser vakalarının artışında nasıl rol oynadığını görüyorsunuz herhalde.

Kurulan Demir çelik tesislerin ve diğer işletmelerin İzmit, Kartepe, Kandıra gibi yerleşim merkezlerinde, köylerde insan sağlığını nasıl etkilediği ortada iken bu kenti yönetenler neden bu gerçekleri ortaya çıkartan bilim adamlarına saldırırlar?

Halkını seven hangi yönetici bile bile izin verir bu tesislerin kurulmasına.

Hepsi de gavur gibi biliyorlar ki bu fabrikalar ve bu işletmeler zehir saçıyor, bunları kapatmak bir yana yenilerinin kurulmasına yer ve zemin hazırlıyorlar. Denetlemeleri de göstermelik yapıp bazen küçük cezalarla geçiştiriyorlar.

Geçenlerde gazetenin birinde bir yazı okudum;

Sayın Büyükşehir Belediye Başkanımız yürüyüş yaparken Çayırova’da Kuştepe mevkiinde GOSB’nin atığını arıtmadan dereye akıttığını tespit etmiş, örnekler almış.

Sayın Belediye Başkanı o tesis açıldığında sizin denetimcileriniz neredeydi, bu güne kadar kirlettiği ve zehirlediği doğanın, insanların bedelini nasıl ödeyecek? Siz de onlar kadar suçlu değil misiniz? Görevinizi yapmıyorsunuz Sayın Başkan, bu konuyla ilgili birimleriniz de çalışmıyor demektir bu.

Ne gibi bir işlem yaptınız bu tesisle ilgili?

Bir belediye başkanının böyle bir habere konu olması utanç vericidir, nitekim görevini yapmayan ve tesadüfen yapılan bir tespiti bir de başarıymış gibi sunmak herhalde sorumlu belediyecilik değildir.

Şu sonuç ortaya çıkıyor; bu kenti yönetenler bu halkı düşünmüyor ve umurlarında da değil. Sorumsuz gelişen bir sanayinin getireceği sonuçlar belliyken önlem almıyorsanız halkın zehirlenmesine müsaade ediyorsanız halk düşmanısınızdır. Başka bir açıklaması da yoktur bunun. Halkını seven, düşünen yöneticiler halkının zehirlenmesine göz yummazlar, zehirleyenleri de cezalandırırlar, ayrıca da izin vermek bir yana doğrudan o işletmeleri kapatır. Yenilerini açarak daha berbat bir hale getirmek hiç bir sorumluya yakışmaz.

Çöp fabrikası olayı da budur ve her açıdan zarar vereceği ortadadır. Elimizde kalan bir avuç yeşili de kaybedeceğiz ağalar beyler para kazansın diye, insanlarımız yaşayamadan ölmeye başlayacaklar.

Ama çöp fabrikasını da hizmet diye gözümüze sokacaklar. Kenti ne hale getirdikleri ortadayken.

Ayıptır artık ya! Gerçekleri bilimsel araştırmalarla insanlara kanıtlayan bilim adamlarına saldırmayı bırakın da, seçilirken yaptığınız o vatan, millet, din, iman edebiyatından biraz olsun etkilenerek halk için ve hak için çalışma yapın diyorum.

 

 

 

 

Paylaş

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.