15 Ağustos 2018 Çarşamba 09:15

» Kocaeli Olay - TÜM YAZILARI

22.05.2017 Pazartesi - 16:26

 

Büyük kongreler kapsamlı bir muhasebe ve murakabe yapılmasının vesilesidir.

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan AK Parti 3. Olağanüstü Kongresi’nde delegenin 1414 oyunu alarak genel başkanlığa seçildi. Kongre, demokrasi şöleni havasında gerçekleştirdi.

AK Parti teşkilatlarına bu zamana kadar gönül vermiş her bireyin yaşadığı tarifi mümkün olmayan bir heyecan ile gerçekleşen bu tarihi kongreye, bizlerde katılarak oradaki havayı soluma fırsatı bulduk.

Her bitiş yeni bir başlangıçtır.

Karanlığın sonu aydınlık, gecenin sonu şafaktır.

Hazreti Mevlana ne güzel söylemiş; Her gün bir yerden göçmek ne iyi, her gün bir yere konmak ne güzel, bulanmadan, donmadan akmak ne hoş, dünle beraber gitti cancağızım, ne kadar söz varsa düne ait şimdi, yeni şeyler söylemek lazım… 

Evet; Her bitiş, yeni bir başlangıçtır. Güneşin batışı, doğacağına delalettir. 

Karanlığın sonu hep aydınlık, gecenin sonu şafaktır. İnanıyorum ki her ayrılık da aslında bir vuslattır.

Şahsım adına artık AK Parti teşkilatlarında güzel günlerin geleceğini, güzel şeylerin olacağını ümit ederek yeni bir sürecin başladığına inanıyorum.

Recep Tayyip Erdoğan’ın 14 Ağustos 2001 tarihinde başlayan genel başkanlık vazifesini 13 yıl 13 gün sonra görevi Sn. Ahmet Davutoğlu’na teslim etmesiyle başlayan hasret dolu günler artık sona erdi.

“Adalet ve Kalkınma Partisi’ni yani aşkımı, sevdamı, tutkumu, kavgamı önce Allah’a, sonra sizlere emanet ediyorum” diyerek başlayan hasret ve özlem dolu günler artık sona erdi.  

‘AK Parti beşinci çocuğumdu. AK Parti nedeniyle zaman zaman ben dört çocuğumu ihmal ettim’ diyerek 5. Çocuğundan ayrı kalmak zorunda olan bir baba ile evladın hasreti artık sona erdi…

HAMDOLSUN…

 AK Parti normal bir siyasi hareket değildir.

AK Parti kökü olmayan ruhu olmayan parti asla değildir. 

AK Parti yerli, milli bir partidir.

 Bu harekette Gazi Mustafa Kemal’in ufku, vizyonu vardır. Menderes’in millet uğruna verilmiş canı vardır.

Bu harekette şüpheniz olmasın Necmettin Erbakan’ın da alın teri vardır.

Eski başbakanlarımızdan, cumhurbaşkanlarımızdan Turgut Özal’ın da emeği vardır.

‘Bu hareket, Ahmet Yesevi’den Mevlana’ya Hacı Bektaş Veli’den Fuzuli’ye, Nazım Hikmet’ten Necip Fazıl’a Mehmet Akif’ten Sezai Karakoç’a kadar o bereketli pınarlardan beslenmiş bir harekettir’ diyerek teşkilatların omuzlarına ağır bir yükü bırakarak veda etmişti.

Recep Tayyip Erdoğan.

 Ben yoksam dava yok diyenler en baştan kaybetmiş olanlardır.

Şunu unutmayın ‘Ben olmasam dava ilerleyemez’ diyen davanın ruhunu, özünü anlayamamıştır.

‘Bu dava ancak benim ismimle ayakta kalabilir, ancak benim ismimle şereflenebilir’ diyen kibir tuzağına düşmüştür.

İstişareyi, danışmayı, ortak aklı dışlayan, ortak kararları şahsi beklentileriyle uyuşmadığı için beğenmeyen bu kutlu davaya haksızlık etmiştir.

Zira bu dava hiçbir zaman koltuk davası olmamıştır.

Bu dava şahsi hırsları fitneyi nifakı çelme takmayı başkasını kuyusunu kazmayı her zaman dışlamış her zaman dairesi dışına atmış bir davadır.’

Diyerek emanetini teslim alan herkese öğütler nasihatler vermişti.

Recep Tayyip Erdoğan

Ne mutlu Reis’in bu talimatlarına öğütlerine kulak veren uygulayan teşkilatçılara makam sahiplerine…

ALLAH için bu çok önemli bu kavuşma esnasında emanete sahip çıkma edası ile emaneti sahibine teslim ederken alın açıklığı göğüs dikliği duygusu ile gururla hasretin vuslata dönüşmesini yaşayabildik mi?

 Yoksa Reis’in yokluğunu fırsat bilerek yan gelip yattık soranlara Reis ne zaman gelir ben o zaman çalışırım mı dedik?

Gönül kazanmayı, oy kazanmak kadar önemli gören bir liderin bu görüşüne sadık kalabildik mi?

Kibir ve üstten bakmalarımız nedeni ile bir gönlü kırarak bir oyun kaybedilmesine vesile olmadan bu partiye gönül vermiş insanları bir arada tutabildik mi?

Kuruluşu tepeden tabana doğru değil tabandan tepeye doğru gerçekleştirilmiş bir sistemi tersine çevirenler bu kavuşmaya sevinebildik mi?

Kerameti hiçbir zaman kendinde görmeden, işin sırrının yaptıkları hizmetler olduğu bilinciyle mücadeleden mücadeleye koşarak, değişimin öncülüğünü sürdürebilmenin, özünü koruyarak kendini sürekli yenilemekten geçtiği hakikatini unutmadan, hep ilk günkü heyecanla çalışabildik mi?

 “ Eğer bu kardeşiniz Tayyip Erdoğan’ın ülkesinin ve milletinin hayrına olmayan en küçük bir tavrını, davranışını, icraatını, sözünü duyarsanız, bugüne kadar yaptığı her şeyi bir kenara bırakın ve gereğini yapın. Böyle bir yanlışın içine düşen Tayyip Erdoğan’ın tüm hakları size helaldir. Ben de şimdiden milletimden helallik istiyorum.”diyerek alçak gönüllülük gösteren bir lidere siz de aynısını yapabilecek cesarete sahip misiniz?

Dünyanın fani olduğunu hiç aklından çıkarmadığını, en sadık yârin toprak olduğunu hiç unutmadığını aktaran bir lidere kurduğu partisine dünya malı için mevki makam hırsı için zarar verdik mi?

Boş bıraktığımız teşkilatlara gelip sahip çıkan sırf eski değil yeni diye bizim gibi düşünmüyor farklı konuşuyor bizim gibi yapmıyor diye eleştirdiğimiz, eleştirirken teşkilatlarımıza zarar verdiğimiz gerçeği apaçık ortada iken REİS geldi artık eskisi gibi olmayacak diyerek kendimizi motive edebildik mi?

VALLAHİ DE BİLLAHİ DE REİS’İ EN ÇOK SEVEN BU DAVAYA EN ÇOK GÖNÜL VEREN 998 GÜN BOYUNCA EN ÇOK ÇALIŞAN EN ÇOK HİZMET EDEN VE EN ÇOK BU DAVAYA SAHİP ÇIKANDIR.

Ne mutlu, emanete sahip çıkabilene ve sahibine zararsız bir şekilde teslim edene.

Ne mutlu, Reisçilik oynamadan Reis’in ilkelerine hedeflerine aşkına sadık kalabilenlere.

Selam ve dua ile.

Etiketler:
Paylaş

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.