22 Ekim 2019 Salı 02:15

ANASAYFA l KYÖD’de ‘İzmit Körfezi Ölüyor Mu?’ paneli

30.04.2017 Pazar - 12:03

KYÖD tarafından organize edilen ‘İzmit Körfezi Ölüyor Mu?’ adlı panelde konuşan Hidrobiyolog Levent Artüz, “Marmara Deniz’i öldü, İzmit Körfez’i çok daha önceden öldü” dedi.

KYÖD öncülüğünden ve Kocaeli Akademik Odalar birliğinin desteği ile düzenlenen ‘İzmit Körfezi Ölüyor Mu?’ adlı panel geçtiğimiz günKYÖD’de gerçekleştirildi. Panele, İstanbul Teknik Üniversitesi Yer Bilimleri Enstitüsü Prof. Dr. Mehmet Sakınç, Kocaeli Üniversitesi Çevre Mühendisliği Halim Ergül, Hidrobiyolog Levent Artüz, Marmara Üniversitesi Prof. Dr. Bahattin Yalçın konuşmacı olarak katıldı. KYÖD Başkanı Mehmet Toker de dinleyiciler arasındaki yerini aldı. Panelde açılış konuşmasını yapan KYÖD Başkanı Mehmet Toker, “Bugün Marmara Denizi’nin su kirliliği sürecinde kiİzmit Körfezi’ne olan etkilerini anlatacağız. Bize şimdi bu tablodan sonra daha çok iş düşüyor. Hocalarımız bize aktaracak biz de gelmeyenlere bunu anlatacağız. Hepimize büyük sorumluluk düşüyor” diyerek sözü konuşmacılara bıraktı.

“İZMİT KÖRFEZ’İ ÇOKTAN ÖLDÜ”

Panelde konuşanHidrobiyolog Levent Artüz, “İzmit Körfezi Ölüyor mu? Sorusunu görünce şaşırdım. İzmit körfezi çok önceden öldü. En önce bizim Marmara Denizi’ne ne olduğunu anlamamız gerekiyor. Marmara denizi hiç bir denizle karşılaşamayacak güzelliklere sahiptir. Çok farkı su kütlelerine sahip olan bölgede oksijen bittiğinde hayvanlar yaşamını yitiriyor. Su kütlelerinin yoğun olması tüm su kirleticilerini yukarıya doğru hareket ettirecek. Kirleticiler böylelikle çok daha büyük alanlara yayılacak. Su gün geçtikçe kirleniyor.Arıtma denilen şey kullanılamaz olan ürünlerin alınmasıdır. Biz eğer arıtma yapıyorsak biz niye bunu yeniden kullanmıyoruz. Hem de tatlı suyun kıymetli olduğu dönemlerde niye tuzlu hale getiriyoruz. Bu soruları düşünmeniz gerekiyor. Marmara Denizi’ni Körfez’den ayıramazsınız. Marmara Deniz’i en kirlenmiş deniz diyebiliriz. Marmara denizi öldü İzmit körfezi çok daha önceden öldü” dedi.

“MARMARA DENİZİ’NİN KURTULMASI MÜMKÜN DEĞİL”

Artüz’ün ardından söz alan İstanbul Teknik Üniversitesi Yer Bilimleri Enstitüsü Prof. Dr. Mehmet Sakınç ise, “Marmara Denizi’nin pekçok tarihi jeolojik safhadan geçiyor. 10 bin yıl öncesinden Marmara Denizi’nin bugünkü koşullarının oluşmasına tanık olan insanlar var. Bu bölgedeki insan yaşamının 8 bin 500 yıla tarihlendiğini biliyoruz. Bu insanlar çok temiz ve canlı bir alanda bu koşulların oluştuğuna tanık olmuştur. Ama şimdi bu mümkün değil. Dilovası ve İzmit’teki fabrikalar İzmit Körfezi’ni yani Marmara denizini öldürmüştür. Marmara denizin kurtulması mümkün değildir. Yapabileceğimiz en iyi şey, bu şeklini muhafaza etmektir” şeklinde konuştu.

“TAMAMEN ARITMAK İMKANSIZ”

Sakınç’ın ardından konuşan Marmara Üniversitesi Prof. Dr. Bahattin Yalçın, “Marmara Denizi’ni kimyasal alanda araştırıyorum. Gemide kurulan laboratuvarlarda anlık ölçümler yapıyoruz. Kirletici maddelerden numune alınır alınmaz çalışmalar başlatıp analiz yapıyoruz. Bugün sifonu çektiğimiz de hemen denize veriliyor. Dolayısıyla bu kirleticileri sınıflandırırken gruplandırmak gerekiyor. İnsansal kirlilik ve endüstriyel kirlilik olarak ikiye ayrılıyor. Dilovası’ndan gelirken çok çeşitli sanayi tesisleri var. Acaba biz tam bir arıtma yapabiliyor muyuz? Çok yüksek teknoloji gerekiyor o yüzden tam anlamıyla arıtma yapmak imkansızdır” diye konuştu.

ÖNLEM ALINMALI

Yalova Belediyesi’yle ilgili proje yaptıklarını da dile getirenYalçın, “Kıyılardaki yosunları değerlendirmeyi düşünmüşler. Kokuşmayla birlikte yoğun bir koku veriyor. Yalova Belediyesi, ‘Bunu nasıl değerlendirebiliriz?’ diye sormuşlar. Besleyici element değerleri var mı diye araştırdık. Bitkilerin büyümesine yardımcı olması için kullanılacaktı. Ama A element varsa bunu kullanamam. Bizler bütün bunları araştırıyoruz. İşte sanayinin de bu yönde önlemler alması lazım. Yosunlar oldukça görüntü kirliliği ve yoğun bir görüntü veriyor. Kirleticiler denize ulaştığında acaba yosunlar bünyelerinde ne kadar bakteri tutuyor? Yosunlar bu yüzden toplanmalı. Bizim için kötü olan şeyleri değerlendirip olumlu hale getirebiliriz. Bizim dip balıkları tüketmememiz lazım. Midye tüketmememiz lazım.  Midye denizin kirliliğini süzer biz de gidip midyeyi tüketiyoruz” ifadelerini kullandı.

Paylaş

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.