21 Eylül 2017 Perşembe 01:31

ANASAYFA l İŞ SAĞLIĞINA DAYANAK GROUP’TAN GENEL BAKIŞ

14.08.2017 Pazartesi - 13:26

İlimizde 2007 yılından beri faaliyet gösteren Dayanak Group İş Geliştirme Yetkilisi Deniz Kula, “Ülkemizde iş sağlığına genel bakış” isimli bilgilendirici bir basın bülteni paylaştı.

Paylaşılan basın bülteninde şu bilgiler yer alıyor:

ÜLKEMİZDE İŞ SAĞLIĞINA GENEL BAKIŞ

              İş sağlığı ve güvenliği, işyerinde ve iş ilişkisinde işçinin sağlıklı yaşam hakkının güvence altına alınması, sosyal, ruhsal ve bedensel zararlardan korunması için gerekli ortamın sağlanması ve önlemlerin alınmasını ifade eder.İş sağlığı, iş güvenliği kavramını da içermekle birlikte, esas olarak iş ve işyeri ortamının potansiyel anlamda, herhangi bir sağlık zararına yol açmayacak

Şekildeorganizasyonu ile sağlıklı kılınması ve bu durumun korunmasıdır.

             Dünya Sağlık Örgütü(DSÖ)’nün Anayasasında “Sağlık”, hasta ve zayıfolmamanın ötesinde, kişinin fiziksel, ruhsal ve sosyal bakımdan iyi olma durumudur,olaraktanımlanmaktadır.Bu durum bireyin hem tüm yaşamını hem de çalışma ortamı ve koşullarını da kapsamaktadır. Sağlığımızı etkileyen birçok neden vardır.Beslenme,genetik faktörler,ırk,cinsiyet,sosyal ortamımız,yaşadığımız çevre ve yaptığımız iş. İşte İşyeri Hekimliği bu yaptığımız iş konusunda faaliyet gösterir.Yaptığımız işin sağlığımızı olumsuz etkilememesi veya etkilenen sağlığın tekrar düzeltilmesi konusunda çalışır.Bu bir nevi birinci basamak sağlık hizmetinin direkt çalışma ortamında verilmesidir.

İş sağlığı çalışmalarının amacı, işyerinde ve işle ilgiliolarak çalışanların sağlığının korunmasıdır. Dünyanın çeşitli ülkelerindenüfusun genel sağlık düzeyini yükseltme politikalarında, özellikle işçi sağlığına veçalışma koşullarının iyileştirilmesine özel bir önem verilmektedir. Endüstrileşmesürecinde, üretimde makineleşmenin ve kimyasal maddelerin kullanımının artmasıile hızlı teknolojik gelişmeler sonucu yoğunlaşma, işçilerin sağlığını ve güvenliğinitehdit eden yeni unsurlar ortaya çıkarmıştır.Üretim sürecinde de, sağlıklı bir çalışma ortamının ve çevresinin oluşturulması,her türlü kazaya karşı güvence oluşturulması, işçilerin yaşamının korunması için gerekli olduğu gibi, iş barışı ve sağlıklı kalkınmanın ön koşuludur. İş kazaları ve meslek hastalıkları, işçilerin sağlığını tehdit etmesinin yanı sıra, işletmeler için önemli bir maliyet unsuru olarak, karlılık ve verimliliği olumsuz etkileyen istenmeyen sonuçlardır.

             Uluslararası ve ulusal hukuk sistemleri incelendiğinde, işyerlerinde oluşturulan sağlık birimleri ve bu kapsamda görev alan İşyeri Hekimlerinin esas olarak işçilerin sağlığının korunması temel amacına yönelik görevler üstlendikleri dikkati çekmektedir. Bu görev, işçi sağlığı ve iş güvenliği konusunda, çağdaş iş hukukunda egemen olan “önleyici” ve “koruyucu” anlayışla uyum içinde bulunmaktadır. İşyeri hekiminin görevi; ilk yardım ve acil tedavi dışında, çalışma ortamının ve işçilerin sağlık durumlarının denetlenmesi, iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin saptanması, koruyucu sağlık önlemlerinin alınması için çaba gösterilmesi gibi daha geniş bir çerçevededeğerlendirilmelidir.Türkiye’de de işyeri hekimlerinin asıl işlevinin, işçilerin ve işyeri çalışma ortamının sağlık koşulları açısından denetimi ve koruyucu sağlık hizmetlerinin gerçekleştirilmesi olduğu unutulmamalıdır.

Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ve DSÖ işsağlığı uzman komitesinin 1950 yılında benimsediği işçi sağlığı tanımı, işçi sağlığıhizmetlerinin her meslekte çalışanların fiziksel, ruhsal ve toplumsal açıdan iyi olmadurumlarını sağlamak ve sürdürmek, çalışma koşulları ve işten kaynaklananolumsuz etkenlerin işçilerin sağlığına zarar vermesini önlemek, işçileri fiziksel veruhsal özelliklerine uygun işlere yerleştirmek, işin insana ve her işçinin işineuyumunu sağlamak olduğu şeklindedir. DSÖ’nün 21.yüzyılda “Herkes İçin Sağlık”Stratejisinde, İş Sağlığı, çok sayıda toplum sağlığı amaçlarına ulaşılmasında temelbir araç olarak kabul edilmektedir.

İşyerlerinde ortaya çıkan sağlık sorunlarına sanayi devriminden çok önce, ilkdikkati çekenler hekimler olmuştur.  Meslek hastalığı kavramına ulaşmada, tarihte yapılan işle sağlık arasındaki ilişkiler üzerinde, ilk defa Yunan ve Roma uygarlıklarında durulmaya başlanmıştır.Ünlü tarihçi Heredot ilk kez çalışanların verimli olabilmesi için yüksek enerjili beslenmelerigerektiğine değinmiştir. Yazılı belgelerde, M.Ö.370 yıllarındaHipokrat’ın kurşunun zararlı etkilerini ortaya koyduğu çalışması ilk kaynak olarakkabul edilmektedir. Roma İmparatorluğu döneminde toksikoloji oldukça ilerlemiş, bir çok bitkisel zehir, arsenik ve tuzları bulunmuştur.Dünyada meslek hastalıklarına bilimsel anlamda yaklaşımda bulunan ilk kişi 16. yüzyılda yaşayan İtalyan klinikçisiRamazzini olmuştur. Asıl uzmanlığı epidomiyoloji olan Ramazzini, kendi tecrübe ve bulgularınadayanarak bir meslek hastalıkları kitabı yazmış ve işçi sağlığının kurucusu olarak tarihe geçmiştir. Özellikle işyerlerinde iş kazalarının önlenmesi için koruyucu güvenlik önlemlerinin alınmasını önermiş ve bu alanda sayısız çalışma yaparak, bilimsel görüş ve öneriler geliştirmiştir.Tarihsel gelişimine uygun olarak ülkemizde de, özellikle 1980’li yıllardanbaşlayarak işçi sağlığı kavramının gelişmesi ve uygulamasının sağlanmasında,hekimlerin ve oluşturdukları Anayasal kamu kurumu niteliğinde meslek örgütü olanTürk Tabipleri Birliği en önemli katkıyı oluşturmuştur.

Türkiye’de hekimler, işçi sağlığı kavramının modern anlamdageliştirilmesi ve hayata geçirilmesi için çaba göstermekte, alanın gerçek taraflarıolan işçi ve işveren kesimlerinin bu alana katılması ve devletin müdahalesi içingayret göstermektedir. İşçi sağlığı kavramı, bilimin gelişmesine paralel olarak,kapsamı genişleyen ancak, çalışma ilişkisi ile ilgili sağlık zararlarını engelleme esası

veamacı değişmeyen bir kavramdır.

1930 tarihinde çıkarılan 1593 sayılı Umumi Hıfzısıhha Kanunu 180. Maddesi

ile, “devamlı en az 50 işçi çalıştıran işverenler, asgari bir tabibin murakabesini

temine mecburdu, tanımlaması yapılmış.

Bu kanunla her işe başlayana zorunlu sağlık muayenesi yasal hale gelmiştir.

1972 yılında SSK –İSGÜM işbirliğinde koruyucu sağlık hizmetlerine yönelikTüm Sağlık Bakım Projesi meslek hastalıkları hastanelerinin ilk kuruluş fikrinioluşturmuş ve bu alanda çalışmalar yapılmıştır. Türkiye’de ilk defa 1972’demeslek hastalığı ve iş kazasının yasal tanımı yapılmıştır. Hangi hastalıkların meslekhastalığı sayılacağı ve meslekten ayrıldıktan sonra ne kadar sürede tanısı konulan

bu hastalıkların meslek hastalığı kabul edileceği, meslek hastalıkları ve iş kollarılisteleri oluşturularak düzenlenmiştir. Meslek hastalıklarının tanı ve tedavisi ile SSKaçısından yasal gerekliliklerinin yerine getirilmesi için, 1979’da İstanbul ve Ankara’daiki tane meslek hastalıkları hastanesi kurulmuştur.

Dünya genelinde nüfusun yaklaşık olarak %50-60’ının ücretli olarak çalıştığı dikkate alınırsa ve bu orana kayıt dışı çalışanların oranı da eklenirse İş sağlığı ve güvenliğinin’nin önemi daha da artmaktadır. İş kazalarının % 98’i, meslek hastalıklarının da tamamı önlenebilir özelliktedir. Bu bağlamda, güvenli çalışmanın sağlanması, çalışanların sürdürülebilir bir refah seviyesine ulaşabilmeleri açısından İSG ülkelerin çözmek zorunda oldukları sorunların başında gelir.

3 Ekim 2005 yılında başlayan müzakere süreci ile birlikte, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne uyum çalışmaları başlamıştır. Uyum sürecinin önemli başlıklarından biri de “İş Sağlığı ve Güvenliği”dir.

            Ülkemizde 2012 yılında 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu çıkarılmış olup bağlı yönetmeliklerle birlikte çalışmalar hız kazanmıştır.Halen yürürlükte olan kanun ve yönetmeliklerle özellikle çok tehlikeli ve tehlikeli işyerleri başta olmak üzere, işverenlere İşyeri  Hekimi bulundurması,görevlendirmesi ve İş sağlığı çalışmalarına katılması zorunluluğu getirilmiştir.Her firmanın tehlike sınıfı,risk ve çalışan sayılarına göre İşyeri Hekimi çalışma saatleri belirlenmiş ve uygulanmaktadır.Çalışanların işe başlamadan önce,İş kazası  ve meslek hastalığı sonrası,belirli periyotlarla kendi İşyeri Hekimince sağlık muayenesinden geçmesi zorunlu kılınmış ve uygunsuzluklar halinde işletmeye ceza verilmesi kanunlarca korunmuştur.

           Tüm bu olumlu gelişmelerin sonucunda Ülkemizin özellikle iş kazalarındaki kötü istatistiği,meslek hastalıklarındaki tespit ve bildirim eksiklikleri  nedeniyle daha yapılacak çok işi olduğu aşikardır.Tüm İSG Profesyonelleriyle birlikte İşyeri Hekimlerinin hem çalışan hem de işverenin sorumluluklarını gözeterek çalışmalarını titizlikle,proaktif bir şekilde,yılmadan ve yorulmadan yapmaları hem mesleki etik hem de insani vicdan açısından yerine getirmeleri  gereken en önemli unsurdur.

Sağlıkla,Güvenlikle…

Dr.Erkan ATMACA

Paylaş

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.